İçeriğe geç
Gerçek Tek

Gerçek Tek: Hayata pratik, gökyüzüne meraklı bakış

Ev ve Yaşam 4 dk okuma

Çamaşır Yıkarken Yapılan 8 Yaygın Hata ve Kolay Çözümleri

Makineyi aşırı doldurmaktan deterjanı göz kararı koymaya kadar, kıyafetleri sessizce yıpratan alışkanlıklar ve bunların pratik düzeltmeleri.

Yazar: Selen Arca

Çamaşır yıkamak, evdeki en sık tekrarlanan işlerden biridir ve tam da bu yüzden çoğu kişi bunu düşünmeden, alışkanlık üzerinden yapar. Makineye ne kadar yüklediğimiz, hangi programı seçtiğimiz, deterjanı ne kadar koyduğumuz genellikle yıllar önce oturmuş bir rutinin devamıdır. Oysa bu rutinin içinde kumaşları yıpratan, renkleri soldurup makinenin ömrünü kısaltan birkaç sessiz hata gizlidir.

İyi haber şu ki bu hataların hemen hepsi düzeltilmesi kolay şeylerdir. Ne pahalı ürün almayı ne de fazladan zaman ayırmayı gerektirir. Yalnızca birkaç adımın sırasını ve ölçüsünü değiştirmek, kıyafetlerin görünümünde ve dayanıklılığında belirgin bir fark yaratır.

Makineyi Aşırı Doldurmak

En yaygın hata, tamburu tıka basa doldurmaktır. Amaç zamandan kazanmaktır ama sonuç tersine döner. Çamaşırların temizlenmesi, su ve deterjanın lif aralarına girip kirle birlikte dışarı çıkmasıyla olur. Tambur doluysa kıyafetler dönemez, birbirine yaslanır ve suyun dolaşacağı boşluk kalmaz.

Bunun sonucu yarım temizlik ve kötü durulamadır. Üstelik sıkışmış kumaşlar birbirine sürtündüğü için tüylenme artar. Kaba bir ölçü olarak, yükleme sonrası tamburun üst kısmında bir el ayası kadar boşluk kalmalıdır. Havlu ve nevresim gibi su emen parçalarda bu boşluk biraz daha fazla olmalıdır.

Deterjanı Göz Kararı Koymak

Çok deterjan daha temiz çamaşır demek değildir. Fazla deterjan durulamada tam çıkmaz, liflerin arasında kalır ve kumaşı sertleştirir. Zamanla kıyafetlerde donuk bir görünüm, havlularda su emmeme sorunu ortaya çıkar. Ayrıca hassas ciltlerde tahrişe yol açabilir.

Doğru miktar üç şeye bağlıdır: yükün ağırlığı, kirin yoğunluğu ve suyun sertliği. Suyun sert olduğu yerlerde biraz daha fazla, yumuşak olduğu yerlerde belirgin biçimde daha az deterjan gerekir. Az kirli günlük çamaşırda ambalajdaki önerinin altına inmek çoğu zaman yeterlidir.

Her Şeyi Aynı Programda Yıkamak

Tek bir program seçip her yükte onu kullanmak pratik görünür ama kumaşlara haksızlıktır. Pamuklu bir çarşafın ihtiyaç duyduğu devir ve sıcaklık, ince bir örgü kazağı yıllar öncesinden yaşlandırır. Sentetik parçalar yüksek sıcaklıkta pütürlenir, yünlüler keçeleşir.

Ayrım yapmanın en kolay yolu, çamaşırları kirlilik derecesine ve kumaş cinsine göre üç dört kabaca gruba bölmektir. Günlük hafif kirli parçalar, havlu ve çarşaf gibi kalın dokular, hassas ve ince parçalar. Bu üç grup için üç ayrı program yeterlidir.

Lekeyi Beklemeye Bırakmak

Leke, kumaşa yerleşmesi için zaman bulduğunda çıkarılması güçleşir. Özellikle yağlı ve renkli lekeler liflerin içine oturur ve kuruduktan sonra normal yıkamayla çıkmaz. Sepete atılıp günlerce beklemiş bir gömlek, en iyi programda bile temizlenmeyebilir.

En etkili yöntem, lekeyi fark eder etmez müdahale etmektir. Fazlalığı bir bezle bastırarak almak, ovmamak önemlidir. Ovmak lekeyi yaymaktan ve lifleri açmaktan başka işe yaramaz. Ardından soğuk suyla arkadan öne doğru durulamak çoğu taze lekeyi büyük ölçüde çıkarır.

Sıcak Suyu Gereksiz Yere Tercih Etmek

Sıcak yıkamanın daha temiz olduğu düşüncesi yaygındır. Ancak günlük kirlilik için düşük sıcaklıklar fazlasıyla yeterlidir ve modern deterjanlar bu sıcaklıklarda çalışacak şekilde tasarlanmıştır. Yüksek sıcaklık renkleri soldurur, elastik lifleri gevşetir ve enerji tüketimini artırır.

Bazı lekeler sıcakta daha da kalıcı hale gelir. Protein içeren lekeler ısıyla kumaşa yapışır ve çıkması neredeyse imkansızlaşır. Bu tür lekelerde soğuk su her zaman daha güvenlidir. Sıcak yıkamayı yalnızca gerçekten gerektiren durumlara saklamak hem kumaş hem fatura açısından kazançlıdır.

Makineyi Kapalı Bırakmak ve Bakımı Atlamak

Yıkama bitince kapağı hemen kapatmak, tamburun içinde nemli bir ortam bırakır. Bu nem zamanla kötü koku ve lastik contada kararma yapar. Çamaşırları çıkardıktan sonra kapağı ve deterjan çekmecesini bir süre aralık bırakmak bu sorunun büyük bölümünü çözer.

Contanın kıvrımını ve filtreyi düzenli aralıklarla kontrol etmek de önemlidir. Contada biriken tüy ve su, filtrede toplanan iplikler makinenin performansını sessizce düşürür. Ayda bir yapılan kısa bir kontrol, çamaşırın kokusundan makinenin ömrüne kadar birçok şeyi etkiler.

Yumuşatıcıyı Her Yükte Kullanmak

Yumuşatıcı, liflerin üzerinde ince bir film bırakarak kumaşı yumuşak hissettirir. Bu film her kumaşa uygun değildir. Havlularda ve mutfak bezlerinde emiciliği doğrudan düşürür; birkaç yıkama sonunda havlu suyu almak yerine üzerinde gezdirir hale gelir.

Spor kıyafetlerinde ve nefes alması beklenen teknik kumaşlarda da aynı sorun görülür. Film, kumaşın nem geçirme özelliğini tıkar. Bu tür parçalarda yumuşatıcıyı tamamen atlamak en doğrusudur.

Miktar da önemlidir. Fazla yumuşatıcı çekmecede ve boruda birikir, zamanla yapışkan bir tabaka oluşturur. Kullanılacaksa ölçüsünde ve yalnızca gerçekten yumuşaklık beklenen parçalarda kullanılmalıdır.

Kurutma Aşamasını Savsaklamak

Yıkama bittikten sonra çamaşırı makinede unutmak, bir önceki tüm özeni boşa çıkarır. Islak halde bekleyen kumaşta koku başlar ve bu koku ikinci bir yıkamayla bile bazen çıkmaz. Program biter bitmez çamaşırı almak en basit ama en etkili alışkanlıktır.

Asma biçimi de görünümü belirler. Gömlekleri omuzdan askıya almak, örgüleri düz zeminde yaymak ütü ihtiyacını azaltır. Kalın parçaları doğrudan güçlü güneşe asmak ise renkleri soldurur; gölgede ve havadar bir yerde kurutmak daha iyi sonuç verir.

Bu maddelerin hiçbiri zor ya da masraflı değildir. Yükü biraz azaltmak, deterjanı ölçmek, çamaşırı ayırmak ve makineyi havalandırmak gibi küçük düzeltmeler birkaç hafta içinde fark edilir. Kıyafetler daha uzun süre yeni görünür, havlular emiciliğini korur ve makine daha az sorun çıkarır.